DEM HAKKINDA


dem, “dinle neyden, duy neler söyler sana” ‘dan aklımıza düştü biraz. Nefes, soluk demek zira... Nefesle neye verilen can, insana verilen canı da anlatır. dem, zamandır aynı zamanda. Nefes cana düştüğünde akıp giden iki kapılı bir handır zaman. dem, kandır aynı zamanda...Ama, sağlığın kanıdır. Hipokrat, kanın, dem’in sağlıkla olan ilişkisine işaret eder. Bedeni bir bütün kabul eder, hastalıkları ise çağının bilimi ışığında anlatmaya çalışır. “Yardım et, en azından zarar verme” hala temel bir dayanaktır. Hastayı teselli etmek ve ümit vermek önemli söylevleridir. Ve hala bizlere ışık tutar: “bir gözü iyileştirmek için, tüm zihni ve bedeni iyileştirmek gerekir”. dem, sonuçta nefestir, zamandır, sağlıktır... 

dem bir yönüyle tedavidir, terapidir. İyilik halini, sağlığı, her insanın biricikliğini önemser. İnsanın toplumdan, kültürden, tarihten bağımsız olamadığını bilir. Gelecek için ümit eder, ümit verir. dem, çocuk, ergen, yetişkin ruh sağlığıdır. Ruh ve beden birliğinin farkındadır. Bilim ve etik ilkelerini bilir, terk etmez.

dem, terapi odasının kendisidir. Oda tıpkı zamanın dışına atılmış bir anın süreksizliği gibidir. Her seansta o ana geri döner, orada kalırsınız. dem; anda geçmişi, şimdiyi ve geleceği görmek, anlamak ve yeniden kurgulayabilme talihini yakalayabilmektir. dem, bir limandır. Sularda kopan fırtınalarda sizi sakin ve sukunet içinde bekleyen sonra yatıştıran limanınızdır. dem'in kapısını açar ve dışarı esenlikle, selametle yolcu eder.

dem aynı zamanda Davranış ve Toplum Bilimleri Eğitim ve Araştırma Merkezidir. dem, davranışı, duyguyu, düşünceyi anlamaya çalışır. Topluma dinlemeyi, kavramayı esas edinir. Araştırır, uygular, üretir ve bildiklerini anlatır. dem bu anlamıyla bir okuldur. Bir yuvadır.

dem, bazen yeni demlenmiş bir çaydır, bazen köpüklü bir kahve… dem bazen yeni bir heves, bazen geçmişe bir nefestir. dem bu demdir. Buyurun, hoşgeldiniz…